Filozoflar

Facebook Twitter Subscribe
 

septisizm

Filozoflar
Tarih : 19 Nis 10
Yazar : ozlem

Ebu Hamid İbn Mehmed ibn Mehmed Gazzali, zamanının en ünlü kelamcısı, eleştirmeni ve imancı filozofuydu. Şafii mezhebindedir. Horasan’daki Tus kentinde, 1058′de doğdu. Oradan Nişabur’a öğrenime gitti. Genç yaşında büyük bir yetenek olduğunu gösterdi. Kelam ve felsefedeki derin bilgisi, Selçukluların büyük veziri Nizamül Mülk’ün dikkatini çekti. Nizamül Mülk, Bağdat’ta kurmuş olduğu Nizamiye Medresesi’nin yönetimini ona verdi. Gazzali o zaman 33 yaşındaydı ve oldukça büyük bir ün kazanmıştı. Birkaç sene sonra hacca gitmek için görevini bıraktı. Dönüşte zaman zaman Kudüs, Şam, İskenderiye’de araştırmalar ve çalışmalar yaptı. İskenderiye’den Mağribe giderek Murabitin hükümdarı Yusuf bin Taşfin’i ziyaret ettiği söylenir. Yusuf’un ölümünden sonra yeniden Kudüs’e döndü ve orada inziva hayatı yaşamaya başladı. Bu sırada pek çok eser yazdı. Bu eserlerin genel konusu islamiyetin diğer dinlere üstünlüğü, dinin felsefeye üstünlüğünü savunmadır.

Gazzali, yaşamının sonlarına doğru inzivasını bozdu ve Nişabur’a döndü. Bağdat medresesinin yönetimini yeniden üstlendir. Bir süre yeniden öğretim hayatına girdi. Fakat bu uzun sürmedi ve Kudüs’e dönerek orada mutasavvıflar için bir tekke kurdu. 1111′de ölünceye dek bu inzivada kaldı. Gazzali’nin yaşamı ve düşüncelerinin gelişimi konusundaki bilgiyi kendisinin yazdığı El-Munkiz’den öğreniyoruz. Felsefe tarihinde bu tarzda hayatıtla eseri arasındaki sık bağlantıyı gösteren pek az örnek vardır. Bunun için yalnız Saint Augustin’in Confessions’u ile Descartes’in discours’unu gösterebiliriz.

Gazali’nin asıl katkısı din, felsefe ve tasavvufta yatmaktadır. Çok sayıda Müslüman filozof, Neoplantonik felsefe dahil, Yunan felsefesinin çeşitli bakış açılarını izlemekte ve geliştirmektedir. Birkaç islami öğretiyle uyuşmazlığa yol açmaktaydı. Öte yandan, tasavvuf hareketi, İslam’ın namaz ve görevlerinin zorunlu yerine getirilmesinden kaçınmak gibi aşırı tenasüpleri üstlenmekteydi. Şüphe götürmez alimliği ve kişisel mistik deneyimini esas alarak, Gazali hem felsefede hem de tasavvufta bu eğilimleri düzeltmeye çabaladı. İbni Sina’ya karşı dinin doğrularını savundu.

Devamı İçin Tıklayınız »

Filozoflar
Tarih : 17 Nis 10
Yazar : ozlem

M.Ö 320-230 yılları arasında yaşamış olan Yunanlı kuşkucu, şüpeci düşünürdür. Varolan şeylerin bilgisinin insan için olanaksız olduğunu dile getiren Timon, insanın görünüşlerin ötesine geçerek gerçekliğin kendisine erişemeyeceğini, görünüşleri temele alarak eyleyebileceğini; fakat bilgi söz konusu olduğunda, insanın yargıyı askıya alması gerektiğini dile getirmiştir.

Bir başka septik Piron’un öğrencisi olan Timon Atina’ya gelmiş ve Platon’un Akademisi’nde büyük bir saygınlık kazanmıştır. O kadar ki, Timon’un etkisiyle Akademi bir süre şüpheci bir yol izlemiştir. Bu ise garip bir görünümdür. Çünkü Platon’un Akademisi, hiçbir zaman şüphecilik eğilimi göstermemiştir. Platon’u izleyenler şüpheci değil, daha çok mistik bir yola sapmışlardır. Fakat Eski Akademinin sayı mistisizmine karşı, Orta Akademi şüpheci bir yol izlemiştir. Piron’un öğrencisi Timon, hocasının özetini üç soruda toplamıştır; ‘Nesnelerin gerçek yapısı nedir?’, ‘Nesneler karşısındaki duruşumuz ne olmalıdır?’, ‘Nesneler karşısında doğru bir duruştan ne kazanırız?’ Timon bu üç soruyu, çok kısa ama çok açık olarak, birer sözcük ile cevaplandırıyor. Birincisine kavranamaz, ikincisine yargıdan kaçınmak, üçüncüsüne de sarsılmazlık diyor. Ruhun tutkulardan kurtularak dirlik ve düzene kavuştuğu sarsılmazlık durumu olan ataraxia, burada, düşünce zincirlenmesinin asıl ve son amacıdır.

Ataraxia, septikler için eudaimonia’dır. Epokhe, sadece gerçek varlıkla ilgili her türlü yargıdan kaçınma olmayıp, bir de özellikle her türlü mutlak nitelikteki değerlemeden kaçınmak, dolayısıyla nesnelerin kendisine yönelmiş her türlü istek ve duygudan da kaçınmak demektir.

Filozoflar
   
 
Filozoflar
Filozoflar
Filozoflar